
Yeraltından Notlar Üzerine
Yeraltından Notlar öyle “çok sürükleyici” diye anlatılacak bir kitap değil. Hatta dürüst olayım, okurken yer yer insanı yoran, daraltan bir tarafı var. Ama tam da bu yüzden akılda kalıyor. Çünkü bu kitap, okuru eğlendirmek gibi bir derdi olmayan kitaplardan. Daha çok insanın içini dürtmekle ilgileniyor.
Kitabı okurken şunu fark ediyorsun: Anlatıcı sana bir hikâye anlatmıyor aslında. Kendiyle kavga ediyor. Sürekli çelişiyor, kendini küçük düşürüyor, sonra bundan tuhaf bir zevk alıyor. Bir yerde hak veriyorsun, bir yerde sinir oluyorsun. Ama tamamen karşısına da geçemiyorsun. Çünkü anlattığı şeylerin bir kısmı, insanın kendine itiraf etmek istemediği türden.
Bu kitabın en rahatsız edici tarafı, insanın mantıklı olma iddiasını ciddiye almaması. Günlük hayatta hep şunu duyarız: “İnsan kendi çıkarını düşünür”, “Kimse bile bile kendine zarar vermez.” Dostoyevski ise tam tersini söylüyor. İnsan bazen sırf inat olsun diye, sırf özgür olduğunu hissetmek için bile yanlış olanı seçebilir. Ve bunu da büyük bir açıklamayla değil, küçük küçük örneklerle yapar.
Okurken şunu düşünüyorsun:
Evet, ben de bazen böyle davranıyorum.
Evet, ben de kendime rağmen hareket ediyorum.
Ve evet, bunu çoğu zaman mantıklı bir sebebe bağlayamıyorum.
Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, anlatıcının kendini aklamaya çalışmaması. “Böyleyim ama haklıyım” demiyor. Daha çok “böyleyim ve bundan ben de rahatsızım” diyor. Bu dürüstlük insanı sarsıyor. Çünkü çoğumuz ya kendimizi temize çekmeye çalışıyoruz ya da hatalarımızı dış şartlara bağlıyoruz.
Yeraltından Notlar, insana şunu hatırlatıyor:
İnsan tutarlı olmak zorunda değil.
Ama tutarsızlığın da bir bedeli var.
Bu kitap herkese hitap etmeyebilir. Daha çok olay, daha çok tempo bekleyenleri sıkabilir. Ama insanın kendi iç sesini kurcalamayı seven biriysen, bu kitap seni bir yerinden yakalar. Belki hoş bir yerinden değil ama gerçek bir yerinden